...:::: turk forum ::::...

bilgi paylaştıkça güzeldir
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Şaşıracagınız yazılar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mhur@d
Administratör
Administratör
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 1735
Yaş : 32
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 05/06/08


Popülerlik puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Şaşıracagınız yazılar   Ptsi 23 Haz. - 14:23

İbni Helekan (ra) anlatıyor:

- “Ebu’l Hasan arkadaşları ile yemek yerken bir kedi çıkagelmiş. Ona bir lokma atmışlar. Biraz sonra yine gelmiş. Bir lokma daha atmışlar. Kedinin geliş gidişleri beşi bulunca içlerinden biri kalkıp o kediyi takip etmiş. Kedi aldığı lokmaları bir harabeye götürüyormuş. Onu takip eden adam içeri girince, kedinin lokmaları gözleri kör olan başka bir kediye taşıdığına şahit olmuş ve bunu gidip Ebu’l Hasan’a anlatmış. O da: ‘Yazıklar olsun bize Bir kedi kadar olamadık. Gaflet içinde vakit geçiriyoruz’ demiş ve o günden sonra nerede yardıma muhtaç biri varsa onu arayıp bulmuş.”


Örnek bir insan

Hazreti Ömer’in tanıdığı hasta ve yaşlı biri vardır. Hazreti Ömer ona hizmet edip, ihtiyaçlarını karşıla¤¤¤¤¤ duasını almayı arzu ediyordu. Fakat ne zaman bu niyetle onun yanına gitse, evini temizlenmiş, yanında sıcak çorbası durur halde buluyordu. Bir süre böyle devam etti. Hazreti Ömer sonunda dayanama¤¤¤¤¤ gözleri de kör olan bu yaşlı adama sordu:

- “Ey filan, senin bu ihtiyaçlarını kim karşılıyor?”

Yaşlı zat:

- “Bilmiyorum gördüğün gibi ben ama bir kimseyim, yardım eden zat ismini bana söylemedi.”

Bunun üzerine Hz. Ömer onun evine bir gece vakti gitmeye karar verdi. Gitti ki bir de ne görsün Hz. Ebu Bekir yerleri süpürüyor, hastanın çarşafını değiştiriyor. Hz. Ömer kendi kendine:

- “Zaten bu insan Ebu Bekir’den başkası olamazdı” dedi.


Sevginin Anahtarı

Uzun yıllar önce, Çin’de Li-li adında bir kız yaşıyordu.Günler günleri, yıllar yılları kovaladı ve çoğu genç kız gibi Li-li de günün birinde bir delikanlı ile evlendi.

Li-li’nin kocası zengin biri değildi ama ailesine karşı sorumluluklarına dikkat eden biriydi. O yüzden, Lili’nin evini, kocasıyla birlikte dul kayınvalidesi ile de paylaşması gerekiyordu.

Gelin görün ki, aylar geçtikçe, Li-li kayınvalidesiyle geçinmenin çok zor olduğunu anlamaya başladı. İkisinin de kişiliği çok farklıydı ve bu yüzden sık sık kavga ediyorlardı. Kavgalar gitgide o kadar şiddetlenmişti ki, konu komşu da evde olanlardan haberdar olmaya başlamıştı.

Birkaç ay daha böyle geçtikten sonra, Li-li bu işin böyle gitmeyeceğinden iyice emin haldeydi. Bu durumun annesi ile eşi arasında kalan kocası için evliliği cehenneme çevirdiği de görüyor; eşi için de üzülüyordu.

Li-li, bir çare bulabilme ümidiyle, baba tarafından aile dostları olan bir baharatçıya gidip derdini anlattı. Baharatçı, Li-li’ye bu işin kesin çözümünün kayınvalideyi ortadan kaldırmak olduğunu ama bu işi farkettirmeden halletmesi gerekiyordu. O yüzden değişik bitkilerden hazırladığı bir ekstreyi Li-li üç ay boyunca azar azar kaynanası için yaptığı yemeklere koyacaktı. Zehir az az verilecek, böylece kayınvalideyi Li-li’nin öldürdüğü anlaşılmayacaktı. Yaşlı baharatçı, Li-li’ye zehiri azar azar verdiği üç ay içinde şüphe verici davranışlardan, özellikle kayınvalidesine karşı sert kavgalardan kaçınmasını tavsiye etti.

Üç ay için sabredip kayınvalidesine olabildiğince iyi davranmalıydı.

Baharatçının hazırladığı zehir ekstresini de alarak sevinç içinde eve dönen Li-li, baharatçının önerdiği planı adım adım uygulamaya başladı. Her gün en güzel yemekleri yapıyor, kayınvalidesinin tabağına zehiri azar azar damlatıyor, bu arada ona iyi davranmayı ihmal etmiyordu.

Onun bu iyi muamelesi kayınvalideyi de etkilemiş, gün gün ona daha iyi davranmaya, haftalar geçtikçe de kendi kızı gibi sevgi ve ilgi göstermeye başlamıştı. Evde artık barış rüzgarları esiyordu.

Bu durum karşısında, Li-li yaptıklarından utanmaya başladı. Kayınvalidesinin aslında pek de kötü biri olmadığını, bilakis iyi bir insan olduğunu düşünmeye başlamıştı; ama yemeğine azar azar damlattığı zehirler yüzünden onun ölmesi de an meselesiydi artık.

Vicdan azabı içinde kıvranan Li-li, yaptıklarından pişman vaziyette yine baharatçıya gitti ve bu kez, verdiği zehiri kandan temizleyecek bir iksir yapması için kendisine yalvardı. Artık yaşlı kadının ölmesini istemiyordu.

Yaşlı baharatçı, Li-li’nin bu yalvarmaları karşısında gülmeye başladı. Li-li ise çok ciddiydi ve zehrin tesirini vücuddan atacak bir ilaç yapmasını ısrarla istiyordu.

- ‘’Ah Li-li ’ dedi baharatçı, ‘’Sana zehir diye verdiğim şey, vücudu güçlendiren bazı bitki özlerinin bir karışımıydı yalnızca; çünkü, asıl zehir ikinizin kafasındaydı. Sen ona iyi davrandıkça bu zehir dağıldı, yerini sevgi ve anlayışa bıraktı. ’


30 yıl yakan ateş

Sırrı-i Sekati Hazretleri’ne:

- “Ya şeyh, sizin hiç hatanız olmadı mı?” diye sordular.

- “Kardeşlerim, bir hata işledim ki ateşi otuz yıldır yüreğimi yakmaktadır. Hatırladığımda kalbim duracak gibi oluyor” dedi. Müslümanlar merak ettiler:

- “O hata ne idi?”

- “Otuz yıl önce Bağdat’ta büyük bir yangın çıktı. Benim dükkanımın da bulunduğu büyük bir çarşı yandı. O sırada ben orda değildim. Bana bütün komşuların dükkanının yandığını, benimkine bir şey olmadığını haber verdiler. Sevindim, “Elhamdülillah” diyerek Rabb’ime hamdettim. Fakat hemen aklıma diğer Müslümanları bırakıp sadece kendimi düşündüğüm geldi ve çok utandım. Derhal tövbe istiğfar ettim. Kefaret olarak dükkanımdaki bütün malları fakirlere dağıttım. Lakin otuz yıldır, o bir anlık bencilliğim kalbimden hiç çıkmadı, ateşi beni hep yaktı” dedi.


Allah hep bizimle

Bir gün, bir adam ellerini açıp yalvardı:

- ‘’Allah’ım benimle konuş ’ dedi.

Tam o sırada bir çayırkuşu adamın bahçesinde en son şarkısını söylüyordu, ama adam çayırkuşuna kulak vermedi ve devam etti yakarmaya:

- ‘’Allah’ım benimle konuş ’

Az sonra hava kapandı, gök gürültüsü ve şimşekle birlikte yağmur yağmaya başladı. Fakat adam dinlemedi, yakarmaya devam etti:

- ‘’Allah’ım Seni görmeme izin ver ’

O böyle yalvarırken, sağanak yağmur sona ermiş ve güneş bütün ihtişamıyla ışıklarını adamın evine kadar taşımaya başlamıştı. Fakat adam bu manzaraya aldırmadı bile. Her gün gördüğü bir şey değil miydi bu?

Yalvarmaya devam etti:

- ‘’Bana bir mucize göster Allah’ım ’

O böyle yalvarırken, yakınlardaki evlerden birinden yeni doğmuş bir çocuğun ağlayışları geliyordu kulağına, ama adam bunu da farketmedi.

Üzüntüden ağladı adam:

- ‘’Allah’ım, cevap ver bana Burada olduğunu bilmemi sağla. ’

O sıra, bir kelebek adamın koluna kondu ama adam öbür eliyle kelebeği iteleyip kovdu ve ağlamaya devam etti:

- ‘’ Allah’ım neden bana cevap vermiyorsun? ’
Yazar: Ravindre K. Kamani


Tevazu - Ahmed Rufai Hazretleri

Ahmed Rufai Hazretleri, bir gün talebelerine;

- “İçinizde kim bende bir ayıp görüyorsa bildirsin” dedi.

Müritlerinden biri;

- “Efendim, sizde büyük bir ayıp var” diye cevap verdi.

Bu mütevazı insan hiç kızmadı, talebesi böyle söylüyor diye üzülmedi, belki sadece ayıbından kurtulabilmek ümidiyle sordu:

- “Söyle kardeşim, o ayıbım nedir?”

Talebe gözleri dolu dolu;

- “Bizim gibilerin size talebe olması” dedi.

Bu söz gönüllere çok tesir etmiş, sohbette bulunan herkes ağlamaya başlamıştı. Ahmed Rufai Hazretleri de ağlıyordu. Bir ara sadece;

- “Ben sizin hizmetinizdeyim” dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://turk.forumslife.com
 
Şaşıracagınız yazılar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Yüce Dağ Başına Yağan Kar İdim...(Kırıkkale/Keskin-Hacı Taşan-Plaktan Yazıldı)
» En kaliteli Film izleme yazılımı >>K-Lite<<
» İstikşaf Çalışmaları-1
» arapça SECDE AYETLERİ
» msn yazı tipinden sıkılanlara

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
...:::: turk forum ::::... :: Genel :: Korku - Dehşet - Efsaneler - Vahşet - Savaş Görüntüleri ve Doğa Üstü Olaylar 18+-
Buraya geçin: