...:::: turk forum ::::...

bilgi paylaştıkça güzeldir
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Allah'ın h.z musa'ya lutfettigi dokuz mucize

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mhur@d
Administratör
Administratör
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 1735
Yaş : 32
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 05/06/08


Popülerlik puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Allah'ın h.z musa'ya lutfettigi dokuz mucize   Salı 13 Ocak - 9:55

ALLAH’IN H.Z MUSA’YA LUTFETTİGİ DOKUZ MUCİZE
Hz. Musa İsrailoğulları’na
elçi olarak gönderilen ve onları putperest dinlerini terk ederek gerçek
din ahlakını yaşamaya davet eden kutlu bir peygamberdir. Allah
Mısırlılar tarafından esaret altında tutulan İsrailoğulları’nı Firavun
yönetiminden kurtarmak üzere peygamber olarak gönderdiği Hz. Musa’yı,
tebliği boyunca kardeşi Hz. Harun’la ve birçok mucizeyle
desteklemiştir. Kuran’da detaylı olarak bildirilen bu mucizelerden her
biri, bunlara şahid olan kimseleri derinden etkilemiş, iman
sahiplerinin ise imanlarının kuvvetlenmesine vesile olmuştur.

Hz. Musa İsrailoğulları’na
elçi olarak gönderildiği dönemde, İsrailoğulları, Firavun yönetimindeki
Mısır topraklarında yaşamaktaydı. Mısırlılar, ayetlerde bildirildiği
üzere İsrailoğulları üzerinde kölelik yönetimi kurmuştu. Köleliğin
sürmesi için İsrailoğulları’nı zorlamakta ve işkenceyle baskı altında
tutmaktaydılar.

Böyle bir ortamda Allah
baskıyı ve zulmü ortadan kaldıracak, insanlara mutlak hakimin Allah
olduğunu hatırlatacak, hak din ahlakını anlatacak ve İsrailoğulları’nı
esaretten kurtaracak bir elçi olarak Hz. Musa’yı göndermiştir. Allah,
tebliğ yaptığı dönem boyunca Hz. Musa’ya yardımcı olarak da Hz. Harun’u
seçmiş, aynı zamanda Hz. Musa’yı birçok mucize ile desteklemiştir.

Yüce Allah’ın lütfuyla Hz.
Musa’nın gösterdiği mucizeler, Firavun ve kavmine gösterilen mucizeler
ve Hz. Musa ile birlikte Mısır’dan çıkan İsrailoğullarına gösterilen
mucizeler olarak iki bölümde ele alınabilir. Yazı boyunca
inceleyeceklerimiz, Firavun ve kavmine gösterilen “dokuz mucize’dir.
Kuran-ı Kerim’de şöyle bildirilmektedir:

“Andolsun, Biz Musa’ya apaçık dokuz ayet (mucize) vermiştik; işte İsrailoğullar’ına sor” (İsra Suresi, 101)
“Ve elini koynuna sok,
kusursuz olarak bembeyaz çıkıversin, (bu,) Firavun ve kavmine olan
dokuz ayet (mucize) içinde(n biri)dir. Gerçekten onlar, fasık olan bir
kavimdir.” (Neml Suresi. 12)

Hz. Musa’nın Asasının Ejderha Olması
Rabbimiz’in Hz. Musa’ya
lütfettiği mucizelerden biri, asasının ejderhaya dönüşmesidir. Bu
mucizevi olay Kuran’daki ayetlerde haber verildiğine göre şu şekilde
gerçekleşmiştir:

Hz. Musa, Allah’ın emri
üzerine tebliğ yapmak amacıyla Firavun’a gitmiş ve onu iman etmeye
çağırmıştır. Ancak Firavun azgınlık göstererek karşı çıkmış ve Hz
Musa’ya çeşitli iftiralarda bulunmuş, aynı zamanda bu iftiralarla, Hz.
Musa’nın çevresindekiler üzerindeki etkisini azaltmaya çalışmıştır. Hz.
Musa’nın samimi ve etkili tebliği karşısında çaresiz kalan Firavun, Hz.
Musa’yı inandıklarından vazgeçmeye zorlamış ve yapmadığı takdirde onu
hapse atmakla tehdit etmiştir. Hz. Musa ise Firavun’un bu azgın ve
zorba tavrına kararlılıkla karşılık vermiş ve tebliğine devam ederek
ona Allah’ın kendisine verdiği ilk mucizeyi göstermiştir:

“(Musa) Dedi ki: “Sana
apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?” (Firavun) Dedi ki: “Eğer doğru
sözlü isen, onu getir.” Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne
görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi” (Şuara Suresi, 30-33)

Elinin Bembeyaz Görünmesi
Hz. Musa’nın, Firavun ve
çevresindekilere gösterdiği mucizelerden başka biri de elini koynuna
sokarak bembeyaz çıkarmasıdır. Hz. Musa’nın bu mucizesi Kuran’da şu
şekilde haber verilmektedir:

“Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsün) o, bakanlar için ‘parlayıp aydınlanıvermiş’.” (Şuara Suresi, 33)
Ne var ki Firavun ve
çevresi Allah’ın Hz. Musa’ya verdiği mucizeler karşısında da
inkarlarında direnmişler ve bu mübarek zatı çeşitli iftiralarla itham
etmeye devam etmişlerdir. Bu iftiralarından biri de, Hz. Musa’nın
gösterdiği mucizeleri, büyü olarak nitelendirmeleridir. Kendi
akıllarınca Hz. Musa’nın tebliğini etkisiz hale getirmeye çalışmışlar,
bunun bir büyü olduğunu iddia ederek Hz. Musa’nın amacının farklı
olduğunu ileri sürmüşlerdir. Şüphesiz tüm bu iftiralar, onların
akılsızlıklarının bir delilidir. Kuran ayetlerinde, Firavun ve
yanındakilerin öne sürdükleri bu iftira şu şekilde haber verilmektedir:

“(Firavun,) Çevresindeki
önde gelenlere: “Bu” dedi, ‘Doğrusu bilgin bir büyücüdür. Büyüsüyle
sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?” (Şuara
Suresi, 34-35)

Hz. Musa’nın Büyüleri Yutan Asası
Firavun zamanında
Mısır’da, Firavun’un atalarından kalma putperest bir din hakimdi. Bu
putperest dine göre, Firavun kendisini Mısır halkının yanı sıra
yeryüzünün de hakimi olarak görüyor, sözde ilahlığını öne sürüyordu.
(Allah’ı tenzih ederiz.) Bu nedenle Firavun ve onun etrafındakiler,
atalarının bu batıl inanışlarından kaynaklanan yaşam tarzına karşı, Hz.
Musa’nın din ahlakını tebliğ ederek kavmini bilinçlendirmesini bir
tehlike olarak görmüşlerdi.

Tebliğini etkisiz hale
getirebilmek için de Hz. Musa’nın daha önce kendilerine gösterdiği
mucizeleri halkın önünde tekrarlamasını istemişlerdi. Çünkü yukarıda da
belirttiğimiz gibi Firavun, Hz. Musa’nın gösterdiği mucizelerin doğru
olmadığını iddia ediyordu. Bu mucizelerin başka büyücüler tarafından
ortadan kaldırabileceğini, aynı zamanda Hz. Musa’yı kavminin önünde
yeneceğini ve böylelikle itibarının daha da artacağını düşünüyordu.
Ancak Mısır halkının huzurunda belirlenen bir toplanma gününde halkın
önünde yapılan büyüler karşısında, Hz. Musa da asasını atmış ve daha
önce ejderha olan asası bu defa yapılan tüm büyülerini yutmuştur. Hz.
Musa’nın bu mucizesi ayetlerde şöyle bildirilmiştir:

“Biz de Musa’ya: “Asanı
fırlatıver” diye vahyettik. (O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o
bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp yutuyor. Böylece hak yerini
buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı. (Araf Suresi,
117-11

Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler. (Araf Suresi, 119)
Ayetlerde haber verilen bu
mucizevi olay, Rabbimiz’in müminler aleyhinde kurulan tuzakları nasıl
yerle bir ettiğini gösteren örneklerden biridir. Firavun tüm kavmini
toplayarak, Hz. Musa’yı kendi aklınca etkisiz kılabilmek için bir düzen
kurmuştur. Ancak Allah, bu tuzağı, Hz. Musa’yı mucizelerle
destekleyerek tersine çevirmiştir.

Hz. Musa’ya İnanmayan Kavmin Uğradığı Felaketler
Kuran’da bildirildiği
üzere, Firavun ve çevresi, Hz. Musa’nın göstermiş olduğu bu iki
mucizeye rağmen batıl inançlarını ve putperest dinlerini terk etmeyerek
büyüklenmeye devam ettiler. Yüce Allah, Hz Musa aracılığı ile öğüt
almayan bu kavme beş farklı felaket gönderdi.

Tufan
Çekirge
Buğday güvesi
Kurbağa
Kan
Bu mucizelerin birer imtihan olarak İsrailoğullarına gönderildiği, ayetlerde şöyle bildirilmiştir:
“Onlar: “Bizi büyülemek
için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana
inanacak değiliz” dediler. Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler)
olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan
musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim
oldular.” (Araf Suresi, 132-133)

Onlar ise bu azaplara
rağmen akılsızca inkara devam ettiler. Hatta bunların, inkarları
dolayısıyla Allah’tan gelen bir bela olduğunu anladıklarında dahi
inkarı sürdürdüler. Firavun ve yakın çevresinin bir başka kötü özelliği
de, başlarına gelen belalar arttığında Hz. Musa’dan yardım istemeleri,
ancak bu belalar üstlerinden gider gitmez inkarcı tavırlarına geri
dönmeleriydi. Bu durum ayetlerde şu şekilde bildirilmektedir:

“Başlarına iğrenç bir azap
çökünce, dediler ki: “Ey Musa, Rabbine sana verdiği ahid adına bizim
için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip giderirsen,
andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğulları’nı seninle göndereceğiz.
” Ne zaman ki, onların erişebilecekleri bir süreye kadar, o iğrenç
azabı çekip giderdik, onlar yine andlarını bozdular.” (Araf Suresi,
134-135)

Asasıyla Denizi İkiye Ayırması
Hz. Musa, bu mucizelerin ardından kendisine tabi olan İsrailoğulları ile birlikte Mısır’ı terk etti. (Şuara Suresi, 52)
Ancak Firavun ve askerleri
peşlerinden geldiği halde denizin bulunduğu bölgeye kadar yolculuğa
devam eden İsrailoğulları, onların görünecek bir mesafeye kadar
yaklaşmaları üzerine gidecek yerleri kalmadığı düşüncesi ile
ümitsizliğe kapılmış, yakalandıklarını sanmışlardı. Hz. Musa bu durum
karşısında tüm inananlara örnek bir tavır gösterdi. Allah’ın kendisiyle
ve inananlarla beraber olduğunu ve kendilerine mutlaka bir çıkış yolu
göstereceğini ümitsizliğe düşmüş olan kavmine hatırlattı:

“Hayır” dedi. “Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir.” (Şuara Suresi, 62)
Daha sonra Allah ona bir
mucize daha nasip etmiş ve asasıyla denizi ikiye ayırmıştır. Bu durum
ayette şu şekilde bildirilmektedir:

“Bunun üzerine Musa’ya:
“Asanla denize vur” diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik
yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.” (Şuara Suresi,
63)

Böylece Hz. Musa ve
beraberindekiler denizi geçmiş ve arkalarından gelen Firavun ve ordusu
suların eski haline gelmesiyle suda boğulmuşlardır.

Firavun’un kavmine isabet
eden felaketler, bazı Eski Mısır kaynaklarında da belirtilmektedir.
Ünlü Ipuwer Papirüsü’nde (2. Bölüm, 5-6) aynen şöyle yazılıdır:
“Felaketler tüm memleketi sarmıştı. Her yerde kan vardı…”

Sonuç
Tarih boyunca insanlar,
iman etmek için kendilerine gönderilen elçilerden mucizeler
istemişlerdir. Hz. Musa’dan olduğu gibi, Hz. İsa’dan, Hz. Hud’dan, Hz.
Muhammed (sav)’den, kısacası tüm peygamberlerden hep aynı talepte
bulunmuş, daima bir olağanüstülük beklentisi içinde olmuşlardır. Allah
da mucizelerle bazı peygamberlerine lütufta bulunmuş, onları Katından
yardımla güçlendirmiş, tebliğlerini ve fikri mücadelelerini
kolaylaştırmıştır. Oysa akıl ve vicdan sahibi insanlar, Allah’a inanmak
için mucize görmeye ihtiyaç duymazlar. Çünkü anlayış sahibi bir insan
için var olan her şey Allah’ın varlığının apaçık bir delilidir.

Atomlardan galaksilere
kadar, evrenin her parçası Allah’ın varlığının ve yaratmasının muhteşem
delilleri ile doludur. Israrla mucize görmek isteyen insanların çoğunun
gerçek niyetleri ise, Allah mucizelerini gösterdiği zaman ortaya
çıkmıştır. Elçilerin mucizelerine inanmak yerine onları hayali
suçlamalarla, örneğin büyücülük veya bozgunculuk yapmakla itham
etmeleri bunun bir göstergesidir. Nitekim Allah Kuran’da iman
etmeyenlerin bu konudaki samimiyetsizliklerini şöyle haber vermektedir:

“Olanca yeminleriyle, eğer
kendilerine bir ayet gelse, kesin olarak ona inanacaklarına dair
Allah’a yemin ettiler. De ki: “Ayetler, ancak Allah Katındadır; onlara
(mucizeler) gelse de kuşkusuz inanmayacaklarının şuurunda değil
misiniz? Biz onların kalplerini ve gözlerini, ilkin inanmadıkları gibi
tersine çeviririz ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir
durumda terk ederiz. Gerçek şu ki, Biz onlara melekler indirseydik,
onlarla ölüler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık,
-Allah’ın dilediği dışında- yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların
çoğu cahillik ediyorlar.” (Enam Suresi, 109-111)

Allah’ın ayetlerde
bildirdiği ve Firavun örneğinde de görüldüğü gibi, peygamberlerden
ısrarla mucize isteyen inkarcılar, bunu iman etmek için bir delil
olarak değil, kendilerince peygamberleri sözde zor durumda bırakmak ve
denemek için istemektedirler. Onlar, kendi sığ akıllarınca
peygamberleri yalancı çıkarmak ve böylece kendi inkarlarına bahane
bulmak amacı gütmüşlerdir. Nitekim mucize görmeden iman etmeyeceklerini
söyleyen inkarcılar mucize gördükleri takdirde de iman etmemekte, bu
sefer de peygamberlere sözde büyücü oldukları ve kendilerini
büyüledikleri iftirasını atmaktadırlar. Ayetlerde söz konusu kişilerin
bu çirkin ahlakı şu şekilde haber veirlmiştir:

“Bir ayet (mucize)
gördüklerinde de, alay konusu edinip eğleniyorlar. “Bu, açıkça bir
büyüden başkası değildir” dediler.” (Saffat Suresi, 14-15)

Birçok insanın mucizelerle
imanlarının sağlamlaşması elbette Allah’tan büyük bir lütuftur. Ancak
akıl ve vicdan sahibi insanlar, evrende var olan her şeyin
yaratılışındaki olağanüstülüğü görerek Allah’a iman eder, ayrıca
peygamberlerden de özel bir mucize beklentisi içinde olmazlar. Eğer
Rabbimiz çeşitli mucizeler tecelli ettirirse bu onların heyecanlarını,
şevklerini ve azimlerini güçlendiren birer nimet olur.

İman etmeyenler ise tarih
boyunca, böyle bir beklenti içinde olmaktan dolayı büyük kayıplara
uğramışlardır. İnkarlarına sözde bir bahane bulabilmek için
peygamberlerin tebliğ ettikleri gerçekleri göz ardı etmiş ve sadece
olağanüstülük arayışına girmişlerdir. Kuşkusuz Rabbimiz’in, “Dilersek,
onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları
eğilmiş kalıverir.” (Şuara Suresi, 4) ayetiyle de bildirdiği gibi,
Allah dilerse bu insanların hepsine tek bir mucize ile boyun eğdirir.
Fakat tüm bunlar dünyadaki imtihan ortamının gereklerine uygun olarak
gerçekleşmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://turk.forumslife.com
 
Allah'ın h.z musa'ya lutfettigi dokuz mucize
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Allah'ın 99 ismi ve anlamı
» ALLAH Dostu Abdulhamid turgut
» Günlerin en güzeli olan Mevlid Kandili, haftaların en güzeli olan Kutlu Doğum Haftası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
...:::: turk forum ::::... :: Genel :: Dini Konular-
Buraya geçin: