...:::: turk forum ::::...

bilgi paylaştıkça güzeldir
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder
 

cinler varmıdır?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mhur@d
Administratör
Administratör


Cinsiyet:ErkekYengeçManda
Yaş : 23
Kayıt : 05 06 2008
Mesajlar : 1434
Nerden : Bursa
Ruh Hali : http://www.hizliresim.com/2008/5/31/1131.png
Takım : http://i40.servimg.com/u/f40/12/50/59/10/untitl10.jpg


Popülerlik puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: cinler varmıdır?   Ptsi 23 Haz. - 9:34

Cinler, melekler ve şeytanlar gibi akıl ve duyu organlarımızla
kavrayamadığımız, görünmeyen-bilinmeyen varlıklardandır. Cinler
hakkında, tüm yaratılanların yaratıcısı Yüce Rabbimizin insanlığa
ulaştırdığı mesajların bir arada olduğu Kur'an-ı Kerim de bilmemiz
gereken ölçüde bilgi verilmiştir.
Cinnin yaratılışı şu şekilde ifade olunmaktadır:
"Cinleri öz ateşten yarattı. "(Rahman Suresi) " Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık."(Hicr 27)
Kur'an-ı Kerim'de değişik lâfızlarda 32 yerde cinden bahsedilmektedir.
Bunlardan 22'si cinn, 5'i cânn, 5'i de cinnet olarak geçmektedir;
Cinn :İsra (8, Kehf (50), Zariyat (56), Rahman (33), Araf (38,179), Neml (17,39), Fussilet (25,29), Ahkaaf (28,29),
Sebe (12,14,41), Cinn (1,5,6), En'am (100,112,128,130)
Cânn : Hicr (27), Rahman (15,39,56,74)
Cinnet : Hûd (119), Secde (13), Saffat (15 2kez, Nâs (6)

"De ki: Cinlerden bir topluluğun dinleyip de şöyle söyledikleri bana
vahyolunmuştur: Gerçekten biz, hârikulâde güzel bir Kur'an dinledik.
Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. Kimseyi Rabbimize asla ortak
koşmayacağız. Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne
de çocuk edinmiştir. Doğrusu bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında
pekaşırı yalanlar uyduruyormuş. Halbuki biz, gerek insanlar gerekse
cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler, sanmıştık. Şu da gerçek
ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı
da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı. Onlar da sizin sandığınız
gibi, Allah'ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı. Doğrusu
biz, göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev
huzmeleriyledoldurulmuş bulduk. Halbuki, biz onun bazı kısımlarında
dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim
dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.
Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri
onlara bir hayır mı diledi? Gerçekten biz, -kimimiz sâlih kişiler,
kimimiz ise bunlardan aşağıda olmak üzere- türlü türlü yollar
tutmuştuk. Şu gerçeği şüphesiz anladık ki, biz yeryüzünde bulunsak da
Allah'ı âciz
bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da elinden
kurtulamayacağız. Doğrusu biz, o hidayeti işitince ona iman ettik. Kim
Rabbine iman ederse, artık ne bir eksikliğe uğratılmasından ne de
haksızlık edilmesinden korkar. İçimizde, teslimiyet gösterenler de var,
hak yoldan sapanlar da var. Teslimiyet gösteren kimseler, doğru yolu
arayanlardır. Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun
olmuşlardır." (Cinn Suresi 1-15)

"Aldatmak için birbirlerine
cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman
yaptık. Bu şeytanlar ahrete inanmayanların kalblerinin o sözlere
yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin isledikleri suçları
islemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen
onları iftiraları ile başbaşa bırak."
(En'am Suresi 112-113)

" Allah hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu
yoldan çıkardınz" der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir
kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin surenin
sonuna ulaştık" derler. "Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak,
temelli kalacağınız durağınız" der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.
Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına
böylece musallat ederiz. "Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi
anlatan, bugünle karşılaşmamızdan siziuyaran peygamberler gelmedi mi?"
"Kendi hakkımızda şahidiz" derler. Dunya hayati onları aldattı da
inkârcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler." (En'am
Suresi 128-130)

"Cinleri öz ateşten yarattı. O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?"(Rahman Suresi 15-16)

"Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp
gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp
gidebilirsiniz." (Rahman Suresi 33)

" Sabah gidişi bir aylık
mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman'a
(onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi
akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı.
Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı tattırırdık. Onlar
Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş)
leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi!
Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır! Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz
zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi.
(Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük
düşürücü azap içinde kalmazlardı. " (Sebe Suresi 12-14)"

Bu
bilgiler doğrudan ve işaret yoluyla verilmekte. Hadislerin ışığında
açıklanma gerekirse insan benzeri varlıklardır. Yeryüzünde yaşadıkları
gibi göğe de yükselebilirler. Bizim anladığımız manada ateşsel değil
ışınsal yaratıklar olması muhtemeldir. Işığın enerjiye
dönüştürülmesinde sağlanacak ilerlemelerle birlikte onlarla ilgili bir
sır perdesininde kalkması beklenilmektedir.

Cinlerinde
erkeği ve dişileri olduğu gibi onlarda ürerler ve ölürler. Akıl ve
irade sahibidirler. Onlar da insanlar gibi emir ve yasaklara uymak
Allah'a ibadet etmek için yaratılmışlardır. İnsanların peygamberleri
onlarında peygamberleridir. Cennetle de nimetlendirilecekleri olduğu
gibi Cehennemle de azablandırlacak olanları vardır.

Yeryüzündeki çalışmaları devam etmekle beraber, peygamberimizden
sonragökyüzüne çıkıp bilgi edinme girişimleri, koruyucu melekler ve
delici alevlerle engellenmiştir.

Farklı kültürel
seviyelerdedir. Hz.Süleyman devrinde ileri derecede bilimsel ve
sanatsal etkinlikleri görülmüştür. Ordu da yer aldıkları gibi,
mühendislik, ustalık ve dalgıçlık görevi yapmışlar, heykeller, büyük
havuzlar ve sabit kazanlar inşa etmişlerdir. Günümüzde laboratuvar
düzeyinde çalışmaları yapılmakta olan, eşyanın ışınlamasına sahip
bilgiyi onlar bundan üçbin yıl önce elde etmişlerdi. Geçen bu kadar
süre içinde teknolojilerinde ilerleme kaydetmedikleri düşünülemez
elbette. Çağımızda görüldüğü söylenen ufolar, uçan daireler,
merihliler'i n onlar olmadığı ne malum. Yeryüzü medeniyetine katkıda
bulunduklarını veya bulunacaklarını, Hz.Süleyman örneği önümüzde iken
söylememek mümkün mü?

Işınsal vücut yapılarından kaynaklanan
hızları, engelleri aşma özellikleri yönündeki üstünlüklerinin yanısıra,
mantık ve muhakeme yönünden insanlardan hayli geridirler. Ancak
insanların anarşi çıkarma, kan dökme gibi bazı olumsuz özellikleri daha
belirgindir.
" Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir
halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni
takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek
insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin
bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi." (Bakara 30)

Cinler, ne geleceği bilerler ne de kendileri dışında olan olayları bilebilirler. Gayb bilgisi Allah'a mahsustur.
"De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ve onlar
ne zaman diriltileceklerini de bilmezler" (Neml Suresi 65). Medyum,
cinci ve falcıların aracılığıyla onlardan edinilecek gelecek ve geçmişe
ait bilgilerle hayatı yönlendirmeye kalkışmak onlara ibadettir,
ilkelliktir, çağ dışılıktır. Allah Resulü'nün ifadesiyle Kur'an-a
inançsızlıktır, inkara yuvarlanmaktır. Öyle veya onlardan alınacak
bilgiler İslam hukukuna göre geçersizdir. Doğruların içine ekledikleri
yanlışlara güvenilebilinir mi? Hangisi doğru hangisi yanlış
bilinebilinir mi? Bir kere bir ikileme düşüldükten sonra çıkılabilinir
mi?

Cinlerin insanları görmelerine bir mani yoksa da vücut
yapılarımızın farklılığı sebebiyle insanların onlarla işitilebilir ve
görülebilir fiziksel bir beraberliğe girmelerinde engeller
bulunmaktadır. Bunun yanı sıra peygamberler ve seçilmişlerin kendilkeri
ile görüştükleri gerçektir. Doğruluklarına artık neredeyse kuşku
duyulmayacak şekilde çoklukla yaşanan, belki de siz şu satırları
okuyanlarında yaşadığı ve yaşanmaya devam eden olaylar, bir cin
maskaralığı olan ruh çağırma oturumlar ve benzeri müşahedelere dayanan
çeşitli TV kanallarının gizemli adlar altında yayınladıkları istisnai
olaylar insanlarla cinler arasında ilişki kurulabileceğine bir kanıt
olarak niye kabul edilmesin ki?

Bu arada unutulmasın ki,
onların hep görülmez olmadığını düşüncesine saplanmayalım. Bazı
şeytanlaşmış insanların varlığı malumlarınızdır. Bu tip insanlardan
Allah'a sığınılması Kur'an da açıklanmaktadır.
"O sinsi
vesvesenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler)
fısıldar. Gerek cinlerden,gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin
şerrinden Allah'a sığınırım!" (Nas 4-6)
Bilmediğimiz yöntemlerle
zarar verme kapasitesine sahip şeytanlaşmış cinler vesvese verebilir,
kalplerimize şer tohumları ekebilirler. Dinimizde haram olan büyü türü
işleri oyunlarına alet edebilirler. Ancak şu unutulmamalıdır ki
mahiyeti bilinmeyen fısıldamalar dışında hayatımıza müdahale yetkileri
yoktur. İnançlarını yaşayan, Allah'ı zikreden ve kendilerinden Allah'a
sığınan müminler üzerinde cinlerin hiç mi hiç etkileri yoktur.
"Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın! Gerçek şu
ki: İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun
(şeytanın) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti, ancak onu dost
edinenlere ve onu Allah'a ortak koşanlaradır. Kur'an okuduğun zaman o
kovulmuş şeytandan Allah'a sığın! " (Nahl 98-100)
Bilinmelidir ki cinlerin muminleri, insanların müminleri gibi bizim kardeşlerimiz, dünya ve ahiret dostlarımızdır.

Bizler gibi mükellef varlıklar olan cinler kendileri gibi görünmeyen
olan, müşterek düşmanlarımız olan şeytanlar tarafından saptırılmaya
çalışılmaktadır. Görrünmez olmalarından dolayı onları birbiriyle
karıştırmamak lazımdır. Şeytanlar cinlerden farklı olup şerlere
odaklanmış varlıklardır.

Varlıkları peygamberimiz tarafından
açıklanan cinler aleminin hayvanları, mükellef varlıklar olan cinlerle
karıştırılarak cinlerin yılan ve köpek gibi suretlere girdikleri
yanılgısına düşülebilimnmektedir. Allah'a muhatap olma yüceliğine
erdirilmiş, Kur'an insanı olmaya aday varlıklar olan sorumlu cinlerin
hayvan suretlerine sokulup korku salınması maalesef hadislere kadar
sokulabilmiştir.

Bir diğer yanıltıcı husus da bazı hadisler
de hastalık etkeni olarak gösterilen ve görünmez olma nitelikleri
sebebiyle kendilerine görünmez varlıklar anlamına cin denilen mikroplar
türünde varlıkların, mükellef varlıklar olan cinleranlamına
algılatabilmesidir. Bu bir hatadır, bu hataya düşmemelidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

cinler varmıdır?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
...:::: turk forum ::::... :: Genel :: Dini Konular-
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder